ABD ve İsrail'in İran ile çatışması, ayrıca Hürmüz Boğazı çevresinde ortaya çıkan enerji krizi kripto para piyasasını doğrudan etkiledi.
Editörün bildirdiğine göre, çatışmaların ilk gününde piyasa keskin bir riskten kaçınma tepkisi verdi. Bitcoin, 28 Şubat'ta yaklaşık 65 bin dolardan 63 bin dolar seviyesine düştü. Bu düşüş, kripto paranın önceki uzun vadeli zayıflaması zemininde yatırımcılar için ek baskı oluşturdu.
Ancak, ilk panik derin bir piyasa çöküşüne dönüşmedi. Bitcoin kısa süre sonra savaş öncesi seviyelere geri döndü ve 66,7 bin dolar sınırını da aştı. Bu, piyasanın Yakın Doğu krizini tam bir teslimiyet nedeni olarak değil, kısa vadeli bir şok olarak değerlendirdiğini gösterdi.
Mart ayında Bitcoin ağırlıklı olarak 66-71 bin dolar aralığında hareket etti. Bu dönemde petrol fiyatları Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler nedeniyle yükselse de, kripto para piyasasında aynı derecede keskin ve sürekli bir satış gözlemlenmedi.
Nisan ayında ise Bitcoin'in davranışı değişti. Kripto paranın fiyatı, olası ateşkes, müzakerelerin yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla ilgili haberlere daha hassas tepki vermeye başladı. Olumlu diplomatik sinyaller fiyatı 72-77 bin dolar bölgesine yükseltirken, müzakerelerin çıkmaza girmesiyle ilgili haberler ise satış baskısını artırdı.
Bu dinamik, Bitcoin'in kriz döneminde klasik bir güvenli liman gibi davranmadığını gösteriyor. Güvenli liman, yatırımcıların kriz zamanı korunmak için yöneldiği varlık demektir. Altın bu gibi durumlarda daha geleneksel bir koruyucu varlık olarak kabul edilir. Bitcoin ise bu krizde daha çok bir risk varlığına benzedi: önce korkuyla düştü, sonra risk iştahı toparlandığında yükseldi.
Bununla birlikte, Bitcoin tamamen hisse senedi piyasaları gibi de davranmadı. Enerji krizi ve enflasyon korkusu hisse senetlerine baskı yapsa da, kripto para piyasası bazı aşamalarda daha hızlı toparlandı. Bu durum, kurumsal yatırımcıların piyasada kalması ve uzun vadeli alıcıların fiyat düşüşlerinden faydalanmasıyla açıklanıyor.
Hürmüz Boğazı, dijital para birimleri için dolaylı ama güçlü bir faktör rolü oynuyor. Boğazın kapanması petrol ve sıvılaştırılmış gazın fiyatını artırır, bu da enflasyon riskini yükseltir. Enflasyon yükseldiğinde merkez bankalarının faizleri düşürmesi zorlaşır. Faizlerin yüksek kalması ise Bitcoin ve diğer riskli varlıklar için olumsuz bir sinyal olarak kabul edilir.
Nisan ayı boyunca piyasanın tepkisinin her seferinde daha kısa sürmesi de dikkat çekti. İlk haberler fiyatlarda daha güçlü dalgalanma yaratsa da, sonraki sinyallerin etkisi genellikle bir-üç gün içinde silindi. Bu, yatırımcıların krize belirli ölçüde uyum sağladığını gösteriyor.
Kripto para piyasası için temel sonuç şudur ki, Bitcoin artık sadece teknoloji ve likidite haberleriyle hareket etmiyor. Enerji rotaları, petrol fiyatları, diplomatik müzakereler ve askeri gerilim de fiyat oluşumunda önemli rol oynuyor.
Mevcut tablo Bitcoin için ikili bir risk oluşturuyor. Ateşkes ve Hürmüz Boğazı'nın açılması senaryosu kripto para birimlerine ek bir yükseliş ivmesi verebilir. Çatışmanın uzaması, petrolün yeniden 100 doların üzerinde kalması ve enflasyon baskısının artması ise piyasayı yeni bir satış dalgasıyla karşı karşıya bırakabilir.
Böylece, Yakın Doğu krizi dijital para birimleri için basit bir askeri-siyasi olay değil, enerji, enflasyon ve küresel likidite üzerinden işleyen büyük bir piyasa testi oldu. Bitcoin bu testten tam bir koruyucu varlık olarak değil, ancak eskisinden daha dayanıklı bir risk varlığı olarak çıktı.
