Küresel Su Krizi: Yapay Yağmurla Çözüm Arayışı

Küresel Su Krizi: Yapay Yağmurla Çözüm Arayışı

Fərid Əlizadə · Media ·

Küresel ısınma ve iklim değişikliği fonunda, küresel ölçekte su krizinin etkileri ve endişeleri artmaktadır. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre, "küresel su iflası" dönemi başlamış ve ülkeler sorunu çözmek için bulut tohumlama, yani halk arasında bilinen yapay yağmur yöntemine başvurmaktadır. ABD ve dünyanın en büyük hava modifikasyon programına sahip olan Çin'in yanı sıra, Fransa, Rusya, Hindistan ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de bu teknolojiye yatırım yapanlar arasındadır. Temel amaç, yağışın zamanını ve miktarını belirli bir ölçüde kontrol altında tutmaktır. Ancak bu yöntem hem bilimsel hem de jeopolitik açıdan tartışmalara neden olmaktadır. Bulut tohumlama nedir, nasıl çalışır?

Redaksiya'nın verdiği bilgiye göre, bulut tohumlama, mevcut bulutların yağmur veya kar oluşturma yeteneğini artırmayı hedefleyen bir hava modifikasyon tekniğidir. Bu yöntemde, genellikle gümüş iyodür gibi çok küçük parçacıklar bulutlara serpilir. Bu parçacıklar, su damlacıklarının veya buz kristallerinin oluşumunu tetikleyerek yağmur sürecini hızlandırır. Ancak bu yöntemin sınırlılıkları vardır. Sadece mevcut bulutları etkileyebilir, belirli bir coğrafi alan ve zaman çerçevesi ile sınırlıdır. Uzun vadeli değerlendirmelere göre, yerel ölçekte yağmur miktarını yaklaşık %5 ile %15 arasında artırdığı tahmin edilmektedir.

Diğer yandan, bulut tohumlama uygulaması yeni değildir, tarihi 1940'lara dayanmaktadır. Buna rağmen, 1970'ler ve 1980'lerde ilgi önemli ölçüde azaldı. Bunun en önemli nedeni, yapılan müdahalenin gerçekten ne kadar yağmur yarattığını güvenilir bir şekilde ölçememesiydi. Son yıllarda ise ölçüm ve etki analizi teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde operasyonların sonuçları daha doğru bir şekilde teyit edilebilmektedir. Uzmanlara göre, ilginin yeniden artmasının iki temel nedeni var. Birincisi, iklim ve yağış modellerindeki değişkenlik nedeniyle su kaynaklarının daha kırılgan hale gelmesidir. Bu durum, özellikle kuraklık riski yüksek olan bölgelerde karar vericileri daha yaratıcı çözümler aramaya sevk etmektedir. İkinci önemli faktör ise son yıllarda kaydedilen teknik ilerlemelerdir. Bulut tohumlamanın etkisini gerçek zamanlı olarak ölçebilen sistemler, yatırımcıların ve kamu kurumlarının güvenini artırmaktadır. Sektördeki ilginin artmasının bir göstergesi de bu alanda faaliyet gösteren ABD merkezli Rainmaker şirketinin çalışan sayısının bir yıldan kısa sürede 19'dan 120'ye yükselmesidir. Şirket, özellikle ABD'nin batısında artan kuraklığı yavaşlatmayı hedefliyor. Şirketin adı yağmura işaret etse de, projelerinin büyük bir kısmı yağmurdan çok kar oluşturmaya odaklanmış durumda. Kar örtüsünün artması, özellikle dağlık bölgelerde ilkbahar ve yaz aylarında eriyen kar suları sayesinde rezervuarları besleyerek su teminine katkıda bulunur.

Bulut tohumlama uygulamaları çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Çin, uçak ve insansız hava araçlarının yanı sıra roket sistemleri aracılığıyla bulutları müdahale etmektedir. 2008 Pekin Yaz Olimpiyatları sırasında yağmuru kontrol etmek amacıyla bu yöntem kullanılmıştır. Birleşik Arap Emirlikleri'nde tuz içeren fişekler kullanılarak bulutlara müdahale edilmekte, Suudi Arabistan ise 2022'de bölgesel programının ilk yılı için 256 milyon dolar harcadı. Çin'in ise 2014-2021 yılları arasında hava modifikasyon programına yaklaşık 2 milyar dolar destek verdiği bildiriliyor. 50'den fazla ülkenin uyguladığı bu yöntemin bir denemesini de Hindistan yaptı, ancak amaç Yeni Delhi'deki yoğun hava kirliliğini azaltmaktı. Amaç bu olsa da, yeterli atmosferik nem olmadığı için yağmur oluşmadığından başarı elde edilemedi. Buna rağmen, deneyden sonra partikül madde seviyelerinde ölçülebilir bir azalma kaydedildi. İran da geçen yıl Urmiye Gölü havzasında, son on yılların en şiddetli kuraklıklarından biriyle mücadele etmek için bulutlara kimyasal maddeler püskürttü.

Desert Research Institute'ten araştırmacı Frank McDonough'a göre, son on yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar ve maliyet-fayda analizleri, karar vericilerin bu yöntemden daha güvenilir bir şekilde yararlanmasını sağladı. McDonough, bulut tohumlamanın mevcut yüzey veya yeraltı sularını tüketmek yerine atmosferdeki doğal süreçleri kullanarak sisteme yeni su ekleyebildiğini vurguluyor. Özellikle, kayak merkezlerinin birikmiş su ile yapay kar üretmek zorunda kaldığı göz önüne alındığında, doğal kar yağışını artırmak havza için ek bir kaynak anlamına gelir. Bu da bir sonraki sezon için "su bankasında" daha fazla rezerv birikmesi demektir. Bazılarına göre, yöntem "ılımlı bir artış" sağlayabilir, ancak dönüştürücü bir çözüm değildir. Maliyet açısından, ek suyun hektar-metre başına 1 ile 10 dolar arasında değişen bir maliyet gerektirdiği belirtiliyor. Bu miktar değişkenlik gösterse de, genellikle tuzdan arındırma yöntemleriyle karşılaştırıldığında çok daha düşüktür. Bulut tohumlama sadece mevcut bulutlar üzerinde çalıştığı için bulut mikrofiziğine güçlü bir şekilde bağlıdır. Uygun nem ve sıcaklık koşulları yoksa, sonuç elde edilmez. Etkinin tam olarak hangi oranda insan müdahalesinden kaynaklandığını belirlemek hala zordur. Dünya Meteoroloji Teşkilatı, geçmiş gümüş iyodür projelerinin insan sağlığı veya çevre üzerinde önemli bir olumsuz etkisine dair güçlü bir kanıt olmadığını belirtiyor. Ancak rüzgar yönündeki etkilerin daha kapsamlı araştırılması gerektiği bildiriliyor.

Yapay yağmur uygulamalarının somut sonuç verdiği örneklerden biri Birleşik Arap Emirlikleri olarak gösteriliyor. Yıllık ortalama yağışın 200 milimetrenin altında olduğu ülkede, 2000'li yılların başından beri bulut tohumlama araştırmalarına 20 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı. Abu Dabi'deki Ulusal Meteoroloji Merkezi'nin koordinasyonuyla yürütülen operasyonlarda, ülke genelindeki 110 hava istasyonundan alınan verilerle uygun bulutlar belirleniyor ve yılda yaklaşık 1000 saatlik uçuşla tuz bazlı maddeler bulutlara serpilerek yağış artırılmaya çalışılıyor. Amaç, yüzey yağışlarının yanı sıra yeraltı su kaynaklarını da desteklemektir. Bu teknik müdahale, daha geniş ölçekli bir "çölü yeşillendirme" stratejisinin bir parçasıdır. Dubai emiri tarafından başlatılan "Bir Milyon Ağaç" girişimi çerçevesinde her yıl 250 bin ağaç dikilmesi hedefleniyor. Zeytin, hurma ve ülkenin milli ağacı olan gaf gibi kuraklığa dayanıklı türlere öncelik veriliyor.