Kükürt kıtlığı gıda ve madencilik sektörlerine baskı yarattı

Kükürt kıtlığı gıda ve madencilik sektörlerine baskı yarattı

Fərid Əlizadə · Media ·

Orta Doğu'daki savaş ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan kriz, küresel kükürt pazarında ciddi bir tedarik riski oluşturdu.

Redaksiya, Reuters ve Barron’s'a atıfta bulunarak, kükürt akışlarındaki azalmanın gübre, madencilik, metalurji ve kimya endüstrilerini şimdiden etkilemeye başladığını bildirdi. Kükürt, esas olarak petrol ve gaz rafinerisi sırasında bir yan ürün olarak elde edilir ve sülfürik asit üretiminde kullanılır.

Kükürt kıtlığı gıda ve madencilik sektörlerine baskı yarattı - Görsel 1

Sülfürik asit, gübre üretimi, bakır ve nikel gibi metallerin çıkarılması ile birlikte bir dizi endüstriyel ve farmasötik süreç için temel hammaddelerden biridir. Bu nedenle, kükürt pazarındaki bozulma sadece kimya sektörüyle sınırlı kalmayıp, gıda üretiminden batarya metallerine kadar geniş alanlara yayılmaktadır.

Orta Doğu, küresel kükürt ticaretinde ana bölgelerden biridir. Barron’s'a göre, bölge dünya kükürt üretiminin yaklaşık dörtte birini ve deniz yoluyla taşınan kükürt ticaretinin yaklaşık yarısını sağlamaktadır. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, bu akışları daha riskli ve pahalı hale getirdi.

Piyasa savaştan önce de gergindi. Ukrayna savaşı, gübreye olan talebin artması ve Endonezya'da nikel endüstrisinin genişlemesi, kükürt fiyatlarını zaten yüksek bir seviyeye çıkarmıştı. İran ile ilgili kriz ise bu baskıyı daha da artırdı.

Reuters'a göre, Körfez bölgesindeki aksaklıklar Endonezyalı nikel üreticilerini de sıkıştırıyor. Endonezya, kükürt ithalatının büyük bir kısmını Orta Doğu'dan alıyor ve bu hammadde yüksek basınçlı asit liçi teknolojisinde kullanılıyor. Bu teknoloji, nikel ve kobalt gibi batarya metallerinin işlenmesi için önemlidir.

Afrika bakır sektörü de risk altında. Argus Media'nın bildirdiğine göre, Afrika Bakır Kuşağı bölgesi kükürt ithalatının %90'ından fazlasını Orta Doğu'dan alıyor. Tedarik uzun süre kesintiye uğrarsa, bazı bakır ve kobalt üreticileri üretimi azaltmak veya geçici olarak durdurmak zorunda kalabilir.

Devletler şimdiden iç pazarı korumaya başladılar. Reuters, Hindistan'ın kükürt ihracatına kısıtlamalar getirmeyi düşündüğünü yazıyor. Türkiye'nin de ihracatı kısıtladığı bildiriliyor. Çin ise mayıs ayından itibaren metal eritme tesislerinden elde edilen sülfürik asidin yurt dışına satışını durdurmaya hazırlanıyor.

Bu kararlar küresel pazarda ek baskı yaratabilir. Çünkü kükürt ve sülfürik asit için kısa vadede tam bir ikame kaynak bulunmamaktadır. Alternatif tedarik rotaları mevcut olsa da, Orta Doğu'dan gelen hacimleri hızla telafi etmek zordur.

En büyük risklerden biri gıda pazarına bağlıdır. Sülfürik asit, fosfat gübrelerinin üretiminde kullanılır. Gübre fiyatları yükseldiğinde çiftçilerin maliyeti artar, bu da bir sonraki aşamada gıda fiyatlarını ve verimliliği etkileyebilir.

Dünya Bankası da Orta Doğu savaşının emtia piyasaları üzerinde geniş bir etki yarattığını belirtiyor. Kurumun Nisan raporuna göre, gübre fiyatlarında ciddi bir artış bekleniyor ve bu durum, özellikle düşük gelirli ülkeler için gıda güvenliği risklerini artırıyor.

Madencilik sektörü için sorun daha teknik, ancak sonuçları aynı derecede ağır olabilir. Bakır, nikel ve kobalt üretiminde sülfürik asit eksikliği üretim zincirini yavaşlatıyor. Bu metaller elektrikli araçlar, bataryalar, elektrik şebekeleri ve savunma sanayii için stratejik öneme sahiptir.

Bu kriz, Hürmüz Boğazı'nın sadece bir petrol ve gaz geçiş noktası olmadığını gösteriyor. Çevresindeki askeri-siyasi gerilim, kükürt, gübre, metal, ilaç ve gıda üretimi gibi daha az görünür ancak küresel ekonomi için hayati öneme sahip alanları da sarsıyor.

Eğer tedarik kesintileri uzarsa, dünya pazarı aynı anda üç baskıyla karşı karşıya kalabilir: gübre fiyatlarının artması, maden üretiminde azalma ve endüstriyel maliyetlerin yükselmesi. Bu durum ise enerji krizini daha geniş bir hammadde ve gıda krizine dönüştürebilir.