Sosyal ve Siyasi Bilimler Çağdaş Meydan Okumalar Karşısında: Düşünce Kuruluşlarının, Akademik Bilimin ve Üniversitelerin Görevleri Tartışıldı

Sosyal ve Siyasi Bilimler Çağdaş Meydan Okumalar Karşısında: Düşünce Kuruluşlarının, Akademik Bilimin ve Üniversitelerin Görevleri Tartışıldı

Sevinc Kərimova · Siyasət ·

Sosyal Araştırmalar Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Azerbaycan Milli İlimler Akademisi'nin (AMEA) 80. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmaya adanmış “Sosyal ve Siyasi Bilimler Çağdaş Meydan Okumalar Karşısında: Düşünce Kuruluşları, Akademik Bilim ve Üniversitelerin Görevleri” konulu bir yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Toplantıda, sosyal ve siyasi bilimlerin günümüzdeki temel zorlukları, bilimsel araştırmaların devlet politikalarıyla uyumu, bilimin stratejik kararların oluşmasındaki rolü ve akademik çevrenin küresel süreçler karşısındaki sorumluluğu geniş bir şekilde tartışıldı.

Yuvarlak masa toplantısını açılış konuşmasıyla Sosyal Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı, Milletvekili Zahid Oruc başlattı. O, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Milli İlimler Akademisi'nin 80. yıl dönümü konuşmasının, Vatan Savaşı'ndaki zaferimizin 5. yıl dönümünün parlak bir beyannamesini, Zafer ruhunu bilim insanlarımızla paylaşmak, zaferimizi gelecek bilimsel hedeflerimize yöneltmek amacına hizmet ettiğini belirtti. Devlet Başkanı, savaşı bilimle kazandığımızı bir kez daha dünyaya ilan etti. Gerçekten de, 90'lı yıllarda yenilgimizin nedenlerinden biri, tüm alanlarda olduğu gibi bilim insanlarımızın da Ermenistan ile savaşta hazırlıksız yakalanmalarıydı. Onlar tek bir güç haline gelememişlerdi. Bilimsel seferberlik ancak Ulu Önder'in iktidara dönüşüyle başladı. Haydar Aliyev'in Sovyet döneminde Azerbaycan biliminin oluşumu ve gelişimindeki eşsiz rolü, onu tekrar iktidara getiren kanuniliği ve sonraki başarıların temelini oluşturdu. 21 Eylül 1993'te Akademi'ye gelen lider, ülkemizin kaostan çıkarılmasında bir zamanlar yetiştirdiği bilim insanlarına güvendiğini gösterdi. Ulu Önder, bilimi bağımsız devlet kuruculuğunun tükenmez serveti, milli kültürün ve entelektüel kimliğin temeli, ekonomik, teknolojik ve siyasi egemenliğin garantisi, düşmanla savaşta güçlü bir ordu olarak görüyordu. Şimdi egemenliğimiz şanlı ordumuzdan milli üniversite ve araştırma enstitülerinin, bilim insanlarının üzerine yükleniyor. Bu şerefli bir görevdir. 44 günlük Bilimsel Zafer savaşlarının da lideri Yüksek Başkomutanımızdır.

Toplantının diğer katılımcıları, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in konuşmasında Azerbaycan dilinin korunmasının öneminin özellikle vurgulandığını kaydetti. Devlet Başkanı, dilimizin saflığının korunmasının her Azerbaycan vatandaşının görevi olduğunu belirtti. Devlet, bilim insanları, dilbilimciler, yazarlar, şairler, gazeteciler ve siyasetle uğraşan kişiler bu konuya ciddi yaklaşmalıdır. Cumhurbaşkanı, bu konuyu on yıl önce de gündeme getirdiğini ve gerekli tedbirlerin alındığını hatırlattı. Azerbaycan dilinin korunmaması milli kimliğin zayıflamasına neden olabilir diye ekledi.

Devlet Başkanı, tarihi ve kültürel mirasımıza dikkat çekti. Azerbaycan halkının yüzyıllar boyunca yaşadığı coğrafyada milli değerlerini korumasının dilimiz sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı, bazı durumlarda dilimize yabancı müdahaleler yapıldığını ve buna hiçbir gerekçe olmadığını kaydetti. Bilim insanlarının bu konuda destek göstermesi ve gelecek nesillere örnek olması gerektiğini ekledi.

Toplantıda AMEA'nın 80 yıllık faaliyeti de değerlendirildi. Akademi'nin Azerbaycan'ın bilimsel gelişiminde öncü rol oynadığı belirtildi. Ulu Önder Haydar Aliyev, bilim insanlarını her zaman desteklemiş, Akademi'nin faaliyetlerini iyileştirmiş ve yeni bilimsel araştırma enstitüleri kurmuştur. Devlet Başkanı konuşmasında, bugün elde edilen bilimsel potansiyelin temelinin o dönemde atıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yapay zeka, siber güvenlik, sanayi ve askeri sanayinin gelişmesinin önemini vurguladı. Yapay zekanın artık ülkelerin gelecek gelişiminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Azerbaycan bilim insanlarının bu alanda aktif olmaları ve geri kalmamaları gerektiğini söyledi. Devlet Başkanı, yenilenebilir enerji ve jeolojik keşiflerin de önemini belirtti, özellikle işgalden kurtarılmış bölgelerde yapılan çalışmalara dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı konuşmasında Azerbaycan tarihinin araştırılması ve tanıtılmasına özel önem verdi. Gençlerimizin halkımızın zengin tarihini bilmesi ve küresel düzeyde yayması gerektiğini belirtti. Devlet Başkanı, Azerbaycan halkının devletçilik tarihinin öğrenilmesi ve tanıtılmasının bilimsel temellere dayandırılarak yapılması gerektiğini kaydetti. Tarihimizi tahrif eden sahtekarlıklara karşı bilimsel mücadele yürütmenin bilim insanlarının ve sivil toplum kuruluşlarının temel görevlerinden biri olduğunu ekledi.

Toponimlerin korunması meselesi de tartışıldı. Cumhurbaşkanı, Batı Azerbaycan'daki toponimlerin büyük çoğunluğunun Azerbaycan kökenli olduğunu belirtti. Devlet Başkanı, bu konuların Çar Rusya'sı döneminde de tarihi belgelerde yer aldığını hatırlattı. Bu alanda temel bilimsel araştırmalar, kitaplar ve broşürler hazırlanması gerektiğini, böylece hem gençlerimizin hem de dünya kamuoyunun gerçeği öğrenebileceğini ekledi.

Toplantıda ayrıca Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in savaş sonrası dönemde teknolojik gelişmenin önemini vurgulaması da geniş bir şekilde tartışıldı. Devlet Başkanı, modern bilimin ekonominin, sanayinin ve devletin stratejik gelişiminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Bilimsel sonuçların reel sektöre entegrasyonunun milli gelişimin temel göstergelerinden biri olduğunu ekledi.

Toplantıda katılımcılar, Cumhurbaşkanı'nın belirlediği stratejik yönlerin Azerbaycan'ın bilimsel potansiyelini güçlendirdiğini belirtti. Bu yönler, genç araştırmacılar, üniversite profesörleri ve akademisyenlerin faaliyetlerinde temel öncelik olmalıdır.

Toplantının sonunda, bilimsel faaliyetin genç araştırmacılar için hem bilgi kaynağı hem de milli gelişimin öncü dayanağı olduğu vurgulandı. Aynı zamanda, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in bilim insanlarına hitaben yaptığı konuşmanın tüm araştırmacılar için daimi bir referans noktası olması gerektiği vurgulandı.