XXI. yüzyılda uluslararası ilişkiler sistemi yeni jeopolitik gerçeklikler, bölgesel iş birliği mekanizmalarının gelişimi ve çok taraflı diplomatik girişimlerin genişlemesiyle karakterize edilmektedir. Bu koşullarda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ortak tarih, kültürel ve manevi değerler temelinde oluşan, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında iş birliğini derinleştiren önemli bir uluslararası platform olarak faaliyetlerini başarıyla sürdürmektedir.
TDT'nin faaliyetleri, Türk devletleri arasında karşılıklı güvenin pekiştirilmesine, ekonomik ilişkilerin genişletilmesine, ulaştırma-iletişim altyapısının entegrasyonuna ve genel güvenlik çıkarlarının sağlanmasına hizmet etmektedir. Bu açıdan teşkilat, bölgesel iş birliği çerçevesini aşarak küresel düzeyde stratejik ortaklık modeli olarak konumunu güçlendirmektedir.
2024 yılının Temmuz ayında Şuşa şehrinde gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı gayriresmi Zirve toplantısı, Türk dünyasında entegrasyonun daha da derinleşmesi yönünde önemli bir aşama olmuştur.
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan cumhurbaşkanları, Macaristan Başbakanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve TDT Genel Sekreteri tarafından katılım sağlanan toplantı, teşkilat çerçevesinde siyasi dayanışmanın ve stratejik iş birliğinin gelişimine yeni bir ivme kazandırmıştır.
Bu sürecin mantıksal devamı olarak, 7 Ekim 2025 tarihinde Gabala şehrinde Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi'nin 12. Zirve Toplantısı gerçekleştirilmiştir. Zirve toplantısına Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin üst düzey temsilcileri ile Türk Devletleri Teşkilatı'nın üst düzey yetkilileri katılmıştır.
Gabala Zirvesi'nde Türk devletleri arasında ekonomik, ulaştırma, enerji, güvenlik ve insani alanlarda iş birliğinin güçlendirilmesi, TDT'nin kurumsal imkanlarının artırılması ve üye ülkeler arasında stratejik koordinasyonun iyileştirilmesi konuları müzakere edilmiştir.
Devlet başkanları, Türk devletlerinin küresel ekonomik ve siyasi sistemde tek bir konumdan hareket etmesinin, karşılıklı destek ve ortak kalkınma ilkesinin korunmasının önemini vurgulamışlardır. Toplantı sırasında alınan kararlar, Türk dünyasının bölgesel istikrar ve uluslararası güvenlik sistemindeki rolünün daha da pekişmesine hizmet etmektedir.
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konuşmasında, Türk Devletleri Teşkilatı'nın siyasi, ekonomik ve kültürel potansiyelinin gerçekleştirilmesinin gerekliliğini belirtmiş, bu birliğin barış, istikrar ve kalkınmanın sağlanmasında önemli bir rol oynadığını vurgulamıştır: “Bugün barış ve güvenlik, her ülkenin kalkınması için temel faktördür. Teşkilatımızın temel belgesi olan Nahçıvan Anlaşması'nda barışın korunması ve güvenlik, temel amaç ve görevler arasında yer almıştır. Dünyanın karşı karşıya olduğu mevcut jeopolitik ve güvenlik sorunları fonunda, geçen yıl Şuşa'da gayriresmi Zirve Toplantısı sırasında kabul edilen Karabağ Beyannamesi'ne ve bugünkü Zirve Toplantısı'nın "Bölgesel barış ve güvenlik" konusuna uygun olarak, Türk devletlerinin tek bir güç merkezi olarak hareket etmesi son derece önemlidir.”
Devlet başkanı, Azerbaycan'ın TDT çerçevesinde ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi, ulaştırma-iletişim rotalarının genişletilmesi, enerji güvenliğinin sağlanması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hayata geçirilmesi yönündeki çabalarını sürdüreceğini beyan etmiştir.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in konuşmasında aşağıdaki hususlar özellikle vurgulanmıştır:
Enerji ve ulaştırma alanında iş birliği: Zengezur koridorunun açılması ve Trans-Hazar ulaştırma koridorunun geliştirilmesi, Türk dünyasının ekonomik ve lojistik bağlantılarının genişletilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Ekonomik ve teknolojik ortaklık: Türk Yatırım Fonu ve Türk Ticaret ve Sanayi Odası gibi mekanizmaların faaliyetlerinin güçlendirilmesi, yeşil enerji ve inovasyonlar alanında ortak girişimlerin desteklenmesi önemli hususlar olarak belirtilmiştir.
Güvenlik ve savunma iş birliği: Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bölgede barışın ve istikrarın korunması için ortak güvenlik yaklaşımlarının uygulanmasının önemine dikkat çekmiştir.
İnsani ve kültürel iş birliği: Gençlik politikası, eğitim, bilim ve bilgi alışverişi alanlarında iş birliğinin genişletilmesi, Türk dünyasının ortak mirasının korunması ve tanıtılması öncelikli hususlar olarak gösterilmiştir.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ayrıca şunları kaydetmiştir: “Türkmen kardeşlerimizin hediyesi - bugün temeli atılan Füzuli camisidir. Kardeş Türkiye'nin şirketleri birçok tünel, köprü, yol inşa ediyor. Azerbaycan halkı bu kardeş desteğini hiçbir zaman unutmayacaktır.”
Böylece, Zirve toplantısının sonunda kabul edilen Gabala Beyannamesi, Türk Devletleri Teşkilatı'nın gelecekteki faaliyetlerinin stratejik esaslarını belirleyen önemli bir belgedir. Beyannamede üye ülkeler arasında ekonomik ilişkilerin genişletilmesi, yatırım teşviki, ulaştırma ve enerji projelerinin ortak icrası, dijital dönüşüm ile insani iş birliğinin derinleştirilmesi hususları tespit edilmiştir.
Gabala Beyannamesi, Türk dünyasının birleşik siyasi iradesini, karşılıklı güven ve dayanışma ilkesini teyit etmekle birlikte, teşkilatın küresel düzeyde önemli bir stratejik aktör olarak konumunu daha da güçlendirmiştir.
Sonuç olarak, Gabala'da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi'nin 12. Zirve Toplantısı, Türk dünyasının kalkınmasında yeni bir aşamanın başlangıcı olmuştur. Zirve bir kez daha teyit etmiştir ki, Türk birliği bölgede barışın, istikrarın ve sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir güvencesidir.
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in vurguladığı gibi, Türk Devletleri Teşkilatı önümüzdeki dönemde de ortak tarih, kültür ve çıkarlar üzerine kurulu birleşik stratejik vizyon temelinde üye devletler arasında iş birliğini derinleştirecek, uluslararası ilişkiler sistemindeki rolünü daha da güçlendirecektir.
Siyavuş Novruzov
Milli Meclis Bölgesel Meseleler Komitesi Başkanı
