"Azerbaycan'da kanalizasyon kollektörleri ve diğer stratejik bölgelerde inşa edilen müstakil konutların sayısı tam olarak belirlenmese de, mevcut tahminler durumun oldukça ciddi olduğunu gösteriyor."
Bunu BAKU.WS'e yaptığı açıklamada Azerbaycan Değerleme Uzmanları Derneği (AQC) Başkanı Vüqar Oruc belirtti.
Onun sözlerine göre, ruhsatsız yapıların yaygın olduğu bölgelerde bu sorun daha belirgin bir şekilde kendini gösteriyor:
"Ülke genelinde yaklaşık 600 bine yakın ruhsatsız ev bulunmakta ve bunların yaklaşık yüzde 10'u mevzuata göre inşaatına izin verilmeyen bölgelerde yer almaktadır. Buraya ana boru hatları, yüksek gerilimli elektrik hatları, heyelan bölgeleri ve diğer stratejik öneme sahip alanlar dahildir.
Bazı durumlarda, arazinin kullanım amacını değiştirerek veya sonradan belgelendirme yaparak yapının yasa dışılığı bir ölçüde ortadan kaldırılabilir. Ancak öyle bölgeler var ki, burada inşa edilen evlerin yasallaştırılması genel olarak mümkün değildir. Özellikle kanalizasyon kollektörlerinin üzerinde, mühendislik iletişim hatlarının geçtiği bölgelerde ve stratejik devlet tesislerinin yakınında inşa edilen evler tamamen yasa dışı kabul edilir ve yıkılmaları kaçınılmazdır.
İlk hesaplamalara göre, sadece Abşeron yarımadasında kanalizasyon kollektörlerinin üzerinde yer alan evlerin sayısı 3 binden fazla olabilir. Bununla birlikte, kesin rakamların belirlenmesi için mühendislik-iletişim hatlarının topografik haritalarının detaylı analizine ihtiyaç olduğu vurgulanıyor."
Vüqar Oruc, bugüne kadar müstakil konutların inşası sırasında bu tür haritalara yeterli dikkat gösterilmediğini ekledi:
"Ancak bundan sonra ilgili devlet kurumlarının bu bilgilere dayanarak denetimler yapması ve hangi evlerin kollektör üzerinde veya riskli bölgede yer aldığını netleştirmesi bekleniyor.
Bu tür yapıların varlığı ciddi tehlikeler yaratmaktadır. Kanalizasyon hatlarında kaza, toprak kayması veya su sızıntısı durumlarında bu evler doğrudan risk altına girer. Üstelik, sorun sadece bu evlerle sınırlı kalmaz – çevredeki diğer yaşam alanları için de tehlike oluşur.
Hesaplamalara göre, eğer bu tür riskli bölgelerde yer alan evlerin sayısı yaklaşık 1500-1600 civarında alınırsa ve her evde ortalama 3-4 kişinin yaşadığı göz önüne alınırsa, ayrıca çevredeki diğer evlerin de etkileneceği tahmin edilirse, toplamda 30-35 bin kişinin bu riskten zarar görebileceği dışlanmamaktadır.
Meselenin hukuki tarafına gelince, bu yapıların büyük çoğunluğunun ruhsatsız olması nedeniyle resmi bir tazminat mekanizmasının uygulanmadığı vurgulanıyor. Yani devletin doğrudan tazminat ödeme yükümlülüğü yoktur. Bununla birlikte, olağanüstü durumlar sırasında meydana gelen zararın değerlendirilmesi ve belirli sosyal destek tedbirlerinin alınması mümkündür. Bazı durumlarda vatandaşlara alternatif yaşam yerlerinin sunulması da dışlanmamaktadır.
Eğer bu tür riskli bölgelerde yer alan evlere tapu verildiği durumlarla karşılaşılırsa, bu artık ciddi bir kanun ihlali olarak araştırılmalıdır. Çünkü stratejik bölgelerde yer alan yapıların resmileştirilmesi mevzuata aykırı kabul edilir.
Sorunun çözümü için hem denetim mekanizmaları güçlendirilmeli, hem de gelecekte bu tür yasa dışı yapıların önlenmesi yönünde daha sert adımlar atılmalıdır."

Kanalizasyon kollektörleri üzerine inşa edilen 3 binden fazla evin akıbeti ne olacak?
Aytac Dəniz · İqtisadiyyat ·