ABD ordusunun kıdemli albayı Lawrence Wilkerson, Ukrayna ve İran çatışmalarını daha geniş bir jeopolitik mücadelenin parçası olarak değerlendirdi.
Redaksiyon, Glenn Diesen'in podcast'ına atıfta bulunarak, Wilkerson'ın Washington'ın Arktika'dan Baltık bölgesine, Ukrayna'dan Güney Kafkasya'ya, Orta Asya'dan İran'a kadar uzanan geniş bir askeri-siyasi tiyatroda hareket ettiğini belirtti.
Wilkerson'a göre, bu manzaranın üst kısmında Arktika yer alıyor. Çin'in Rusya aracılığıyla Arktika'ya erişim sağladığını ve ABD'nin bunu kendi stratejik çıkarları için bir tehdit olarak gördüğünü iddia ediyor.
Ona göre, tiyatronun orta hattı Baltık bölgesi ve Baltık ülkeleridir. Wilkerson, bu ülkelerin Rusya ile çatışmanın daha da derinleşmesinde aktif rol oynadığını iddia ediyor.
Eski albay, mücadelenin merkezi olarak Ukrayna'yı, Güney Kafkasya'yı ve Orta Asya'yı gösteriyor. Ona göre, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve genel olarak Kafkasya bölgesi, büyük güçlerin rekabetinde giderek daha önemli bir konuma geliyor.
Wilkerson, bu hattın alt kısmında ise İran'ın durduğunu söylüyor. Ona göre, İran çevresinde yaşananlar ayrı bir bölgesel kriz değil, ABD'nin daha geniş Avrasya stratejisinin bir parçasıdır.
Donald Trump'ın bu stratejiyi ne ölçüde anladığının net olmadığını, ancak Pentagon'da ve yönetim çevresinde bunu anlayan kişilerin olduğunu belirtti. Wilkerson, özellikle savaş bakanı Pete Hegseth'i bu gruptan ayırarak, temel stratejik planlamanın daha derin yapılarda oluştuğunu iddia etti.
Wilkerson'ın ana tezine göre, ABD'nin mevcut “Büyük Oyun”unun özü, Çin ile doğrudan değil, çok sayıda dolaylı cephe üzerinden mücadele etmektir. Bu cepheler arasında Rusya ile çatışma, Ukrayna savaşı, İran krizi, Arktika rekabeti ve Asya-Pasifik stratejisi bulunmaktadır.
Bu yaklaşım, klasik “Büyük Oyun” kavramını hatırlatıyor. Büyük Oyun, 19. yüzyılda Britanya ve Rusya imparatorlukları arasında Orta Asya için yaşanan rekabete verilen addır. Modern versiyonda ise ana rekabet ABD, Çin, Rusya ve onların bölgesel ortakları arasında yaşanıyor.
Wilkerson, ABD'nin bu mücadelede zaten aşırı yüklendiğini düşünüyor. Ona göre, Washington aynı anda Ukrayna, İran, Arktika, Çin, Tayvan, Baltık bölgesi ve Orta Doğu'da baskı politikası yürüterek kendi kaynaklarını tüketiyor.
Eski albay, Trump yönetiminin yaptırımlar ve askeri adımlarla ABD'nin zayıflamasını hızlandırdığını iddia ediyor. Ona göre, Washington'ın gücü hala büyük olsa da, artık eskisi gibi sınırsız değil ve çok sayıda cephede aynı anda üstünlüğü sürdürmek giderek zorlaşıyor.
Bu görüş, ABD'nin resmi pozisyonu değil, Wilkerson'ın jeopolitik yorumudur. Washington ise Ukrayna'ya desteğini uluslararası hukukun savunulması, İran politikasını bölgesel güvenlik, Arktika ve Hint-Pasifik stratejisini ise müttefiklerin korunmasıyla açıklıyor.
Bununla birlikte, Wilkerson'ın argümanı bir noktayı öne çıkarıyor: Ukrayna ve İran krizleri ayrı olaylar olarak değil, büyük güçlerin Avrasya üzerindeki nüfuz mücadelesinin daha geniş bir parçası olarak da okunabilir.
