Polis sadece bir kolluk kuvveti değil...

Polis sadece bir kolluk kuvveti değil...

Yulduz Səlimov · Cəmiyyət ·

Toplum büyük bir organizmadır. İnsanların korkuları, endişeleri, öfkeleri, sevinçleri, paniği ve umutları bu organizmanın damarlarında akar. Tüm bu duygular tek bir noktada, hizmetin üzerinde toplanır.

Polis sadece suçlarla, düzen ihlalleriyle değil, toplumun duygusal yüküyle de mücadele eder. Bu nedenle psikolojide polisin rolü genellikle duygusal bir filtre olarak açıklanır. Yani toplumun içinde biriken duygular polisin üzerinden geçerek nötralleşir.

Psikolojik dilde duygusal filtre, bir kişinin biriktirdiği olumsuz hislerin bir mekanizma tarafından yutulması, işlenmesi ve topluma zarar vermeden yönlendirilmesidir. Toplumda bu filtre rolünü polis oynar. Çünkü insan korktuğunda polis onları sakinleştirir, insan agresifleştiğinde polis onları yönlendirir, insan hata yaptığında polis durumu yönetir, insan kaçtığında polis öne gider, insan bağırdığında polis susar ve kontrol eder. Sayılan her bir durum istisnasız olarak polis davranışlarıyla insandaki duygusal iklimi, dengeyi düzenler.

Şüphesiz ki, toplumsal ilişkiler sisteminde negatif enerji, gerginlik ilk olarak polisi bulur. Çünkü polis sokaktadır, mutlaka ona rastlanacaktır. Bu nedenle polis toplumsal dengesi yerinde olmayan, ya da dikkatsizlikten düzeni bozan kişinin memnuniyetsizliğinin ilk adresi, paniğin ilk hedefi, korkunun ilk referans noktasıdır. Bir olay olduğunda insanlar endişelenir, ihtiyatlı davranır, heyecanlanır ve bu duyguların ilk adresi poliste görülür. Her bir polis memuru çoğu zaman insanlar tarafından “duygusal bagaj” nesnesine dönüşür. Bu, mesleğin en zor psikolojik tarafıdır.

Polis, negatif duyguyu kendi içinde tutan bir meslek olduğu için diğer alanlardan farklılaşır, stres bireysel olarak yaşanır. Poliste ise stres sürekli, keskin, duygusal yüklü olur. Bu nedenle polisin psikolojisinde çok güçlü ego-kontrol, öz-düzenleme, duyguları bastırma mekanizmaları oluşur. Bir polis memuru bazen öfkenin, korkunun, paniğin, acının, umutsuzluğun şemsiyesi olur. Bu, psikolojik açıdan çok ağır bir yüktür.

Polis, duyguyu düzenleyen sosyal bir mekanizmadır. İnsanlarda duygusal yük hayal ettiğimizden daha büyüktür. Sebepler farklıdır. Trafik kazalarını, aile çatışmalarını, suçları, kayıpları, acil durumları her insan sakin, temkinli karşılamaz. Bu süreçlerin her birinde polisin davranışı paniği azaltabilir de, artırabilir de.

Bu nedenle polisin sesi, mimikleri, varlığı, karar verme tarzı, davranışı insanların psikolojik istikrarına doğrudan etki eder. Yani polisin psikolojik yükü sadece kişisel bir mesele değil, toplumsal ilişkilere etki eden bir faktördür.

Sonuç şudur ki, polis insanlarda duygusal istikrarın görünmeyen dayanağıdır. Bir polis memuru sadece tehlikeyi değil, ona başvuran, ya da düzeni bozan insanın içindeki endişeyi de yönetir. Bu nedenle polis sadece bir kolluk kuvveti değil, toplumun psikolojik denge merkezidir. Onlar toplumun duygusal yükünü kendi içlerinden geçirir, yıkar, yumuşatır, nötrleştirir. Bu nedenle polis gerçek anlamda bir “duygusal filtredir”. (Qafqazinfo)