ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olan Geopolitical Monitor, geniş yankı uyandıran bir analiz yayımladı. Makalede, çok sayıda ülkenin Filistin'i devlet olarak tanımasıyla küresel güç dengesinin değiştiği ve bu sürecin artık sadece Filistin ile sınırlı kalmayan yeni bir aşamayı başlattığı vurgulanıyor.
Redaksiyon haber veriyor ki, analizde bu kararların G7 kulübünde parçalanmaya neden olduğu ve 1967'den beri devam eden Batı'nın İsrail-Filistin meselesindeki konsensüsünün sona erdiği belirtiliyor.

Makalede, Büyük Britanya, Kanada ve Avustralya'nın aynı günlerde Filistin'i tanıması özellikle vurgulanıyor. Büyük Britanya Başbakanı Keir Starmer daha önce İsrail'i uyararak Gazze'ye insani yardım girişine izin vermediği takdirde sonuçlarının ağır olacağını belirtmişti. 21 Eylül tarihinde bu uyarının gerçek adımlara dönüştüğü gösteriliyor. Kanada ve Avustralya da benzer bir tutum sergiledi.

Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 yılının Temmuz ayında İsrail'in işgalini yasa dışı ilan etmesi kararının dönülmez bir nokta yarattığı, Batı hükümetlerinin artık bunu görmezden gelemeyeceği vurgulanıyor.

Kanada'nın kararına iç siyasi faktörlerin de etki ettiği belirtiliyor. Genç seçmenler ve Filistin asıllı Kanadalıların artan desteğinin yanı sıra, Kanada uzun süredir ABD'nin dış politikasındaki “gölge rolü”nden çıkmak istediğini göstermiştir.
Büyük Britanya'nın hesaplamalarının ise daha sert olduğu kaydediliyor. MI6'nın İsrail'in yeni ilhak planları hakkında hükümeti uyarmasından sonra Starmer'ın açıklamaları gerçeğe dönüştü. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun bu kararları “teröre ödül” olarak adlandırması ise artık etkisiz bir retorik olarak değerlendirildi.

İsrail hükümetinde bazı bakanların, özellikle Maliye Bakanı Smotrich'in, Ürdün Nehri Batı Şeria'sının yüzde 82'sinin ilhakını teklif ettiği de vurgulanıyor. Bunun için haritaların ve hukuki dayanakların hazırlandığı belirtiliyor.

Analizde ayrıca Suudi Arabistan'ın konumunda ciddi değişiklikler olduğu belirtiliyor. Riyad, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini Filistin devletinin kurulması şartına bağladı. Bu ise Batı'nın dikkatini Tel Aviv'den çok Riyad'a yöneltti.
Sonuç olarak, makalede mevcut aşamanın sadece Filistin ile sınırlı kalmadığı, küresel güç düzeninin değiştiği vurgulanıyor. ABD'nin bölgedeki tekel rolü zayıfladı, Batı'nın birliği kayboldu ve ülkeler artık kendi çıkarlarına uygun farklı kararlar alıyorlar. Bunun ise daha karmaşık, daha az öngörülebilir ve muhtemelen daha tehlikeli yeni bir döneme işaret ettiği belirtiliyor.
