Bakü'de et pazarında fiyatlar yeniden yükseldi. Geçen haftadan bu yana başkentin birçok pazar ve kasap dükkanında dana etinin fiyatı önemli ölçüde arttı. Şu anda kemikli dana etinin kilogramı 18 manata, kemiksiz et ise 22 manata satılıyor. Kasaplar bu pahalılığı hayvan pazarlarının kapanması ve tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklarla ilişkilendiriyorlar. Alıcılar ise etin fiyatını artık "fantastik bir seviyeye" yakın olarak adlandırıyorlar. Şimdi herkesi düşündüren sorular var: pahalılık ne kadar sürecek? Atılan adımlar fiyatları sabitlemek yerine daha da artırmıyor mu? En önemlisi, kırmızı et artık basit ailelerin sofrasından tamamen çekilecek mi?
Editörlük, konuyla ilgili "Kaspi" gazetesinin makalesini sunuyor:
Karar vermekte geciktik mi?
Liberal İktisatçılar Merkezi Başkanı Akif Nesirli, ülkede şap hastalığının kitlesel yayılması fonunda et pazarında pahalılığın kaçınılmaz olduğunu belirtiyor: "Aslında pazarların kapatılması ve karantina tedbirleri, hastalığın yayılma zincirini kırmak için temel araçtır. Şap hastalığının inkübasyon dönemi yaklaşık 7-15 gündür, yani bu zinciri kırmak için 10-15 gün yeterlidir. Ancak görünen o ki, bu yönde atılan adımlar biraz gecikmiş. Eğer bu süreç 10 Ekim'den itibaren uygulansaydı, ayın 20-25'ine kadar durum istikrara kavuşabilir, kayıplar da önemli ölçüde azalabilirdi. Ama tedbirler biraz geç başladı".
Uzmanın sözlerine göre, her kararın hem olumlu hem de olumsuz yönü vardır. Şap hastalığı nedeniyle uygulanan karantina da istisna değildir: "Pazarlar kapandığı için çiftçiler hayvan satmakta zorlanıyorlar. Et satışı yapan girişimciler mecburen kapı kapı dolaşarak hayvan alıyorlar. Bu da ek maliyet yaratıyor ve maliyeti artırıyor".
"Pahalılık uzun süreli olamaz"
Akif Nesirli, bu pahalılığın uzun süreli olamayacağını düşünüyor: "Eğer bu durum uzarsa, çok ciddi olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır. Çünkü yerli et pahalılaşsa da, halk etsiz kalmıyor. Alternatif olarak ithal dondurulmuş veya taze etler mevcuttur ve onlar daha ucuzdur. Halk bu ürünlere alıştıktan sonra, özellikle geliri düşük olan kesim yerli ete geri dönmeyecek, ithal etin tüketicisi olarak kalacaktır. Bu ise yerli üreticilerin ve kasapların müşteri kaybına neden olacaktır".
Uzman ekliyor ki, sonuç olarak piyasada iki zıt yönlü baskı oluşuyor: "Bir yandan şap hastalığı nedeniyle üretim azalıyor ve bu, etin fiyatının artışına baskı yapıyor. Diğer yandan ise ithal etlere olan talebin artması ve yerli müşterinin kaybedilmesi piyasada ucuzlama yönünde baskı yaratıyor. Hangi gücün daha üstün geleceğini ise zaman gösterecek".
Piyasada görünmez güç
Tarım sorunları uzmanı Mircavid Hasanov, şap hastalığı nedeniyle sadece satışın durmadığını, alımın da azaldığını söylüyor. İnsanlar et ve süt ürünleri almaktan çekiniyorlar. Uzmanın sözlerine göre, bu durumda pahalılık ekonomik yasalara aykırıdır, çünkü normalde bir ürüne talep azaldığında fiyat da düşmelidir: "Bizde ise tam tersi oluyor. Azerbaycan'da et pazarını sanki görünmez bir güç yönetiyor. Bazen hiçbir sebep olmadan fiyatlar yükseliyor. Oysa son zamanlarda ülkeye dışarıdan - Moğolistan'dan, Hindistan'dan, Rusya'dan çok sayıda dondurulmuş et ithal ediliyor. Bunlar kaliteli ürünlerdir. Böyle bir durumda, pazara ucuz et girdiğinde fiyatlar düşmelidir, ama nedense düşmüyor. Örneğin, pazarda kilogramı 12 manata Moğolistan kuzusu satılıyor, ama yerli kuzu etinin kilogram fiyatı 21-22 manattan aşağı düşmüyor," - diye Hasanov vurguluyor.
Et pazarında kriz derinleşiyor
"Restoranlar Moğolistan kuzusu alıyorlar"
Uzman, halkın henüz dışarıdan ithal edilen et ürünlerine güvenmediğini düşünüyor: "Dondurulmuş et yememek sadece bir stereotiptir. Aslında ülkede et tüketimi daha çok yiyecek-içecek işletmelerinde gerçekleşiyor. Örneğin, bir kasap dükkanı basit bir vatandaşa günde dört kuzu satıyorsa, bir restoran 20 kuzu alıyor. Artık birçok restoran Moğolistan kuzusu alıyor. Bu ise yerli kuzu satılmadığı için fiyatın düşmesi gerektiği anlamına geliyor, ama bu gerçekleşmiyor".
Mircavid Hasanov'a göre, şap hastalığıyla ilgili durum normale döndükten sonra fiyatlar kademeli olarak ucuzlayacak: "Şu anda çoğu çiftlikte hastalık var, satışlar azaldı. Ama bu geçici bir durumdur. Durum düzeldiğinde fiyatlar da istikrara kavuşacak. Üstelik, dışarıdan ucuz et ithalatının etkisi kendini gösterecek. Bu, bir nevi Çin otomobillerinin ülkeye ilk gelişine benziyor. Eskiden herkes onları eleştiriyordu, şimdi ise her yerde Çin arabaları satılıyor. Dondurulmuş etlere de zamanla güven oluşacak. Ben Moğolistan'dan gelen etlerle ilgilendim, çok kaliteli, organiktir. Hayvanlar doğal koşullarda yetiştiriliyor, hiçbir gıda katkı maddesi kullanılmıyor", - diye uzman belirtiyor.
Hem maliyetler hem riskler arttı
İktisatçı Halit Kerimli, hayvanlarda yayılan hastalık nedeniyle pazarlara uygulanan kısıtlamaların dana eti arzını azalttığını vurguluyor: "Piyasa kanunlarına göre, arz azaldığında fiyatlar artar. Mevcut kısıtlamalar pazara çıkarılan hayvan sayısını azaltıyor ve bu da fiyat artışına neden oluyor. Aynı zamanda, bu durum geleneksel hayvan pazarlarının faaliyetini engelliyor ve rekabet ortamını değiştirir. Bu ise ek bir fiyat artırıcı faktördür. Diğer yandan, alıcı davranışı da değişiyor. İnsanlar hastalık tehlikesi nedeniyle pazarlardan ziyade, mağazalardan kesilmiş et almayı tercih ediyorlar. Mağazalara yönelen bu artan talep de fiyatları yükseltiyor. Sonuç olarak, dana etinin pahalılaşması balık ve tavuk etine olan talebi de artırıyor ve bu, o ürünlerin fiyatlarına da etkisiz kalmıyor".
Uzmanın sözlerine göre, fiyat artışının ne kadar süreceği doğrudan epideminin seyrine bağlı olacak: "Eğer hastalık kısa sürede kontrol altına alınırsa, fiyatlar kademeli olarak istikrara kavuşabilir. Ama hastalık uzun sürerse, bu, et pazarında daha uzun süreli bir pahalılığa yol açacaktır".
