31 Mart soykırımı - insanlığa karşı suç

31 Mart soykırımı - insanlığa karşı suç

Könül Məmmədova · Media ·

Sovyetler döneminde birçok alan gibi halkımızın kan hafızası da silinmeye çalışılmış, zaman zaman meydana gelen olayların izleri kaybedilerek, büyük tahrifatlara maruz kalmıştır. Son iki asır zarfında halkımızın başına gelen musibetlere baktığımızda, onları araştırdığımızda aynı senaryo, aynı amaç ve gaye ile karşılaşıyoruz.

Tarihe baktığımızda görüyoruz ki, Ermeni milliyetçileri tarafından “Büyük Ermenistan” yaratmak ideyası altında halkımıza karşı çeşitli dönemlerde, çeşitli şekillerde soykırım siyaseti uygulanmıştır. Halkımıza karşı zaman zaman işlenen etnik temizlik, deportasyon ve soykırımlar Ermenilerin hain ve menfur niyetlerinden haber vermektedir. Maalesef, uzun yıllar boyunca kendi siyasi-hukuki değerini almamış 31 Mart soykırımı da belirtilen menfur siyasete bir örnektir. Çok asırlık tarihimizin en trajik sayfalarından biri olan, 1918 yılının Mart-Nisan aylarında Ermeni haydut çeteleri tarafından ülkemizin çoğu bölgelerinde işlenen soykırımlar, cinayetler, vahşetler işte bu menfur siyasete hizmet etmiştir.

Bir meseleyi de özellikle belirtmeliyiz ki, vandal toplum bu siyaseti kendi hamilerinin yardımıyla işlemişlerdir. Gülistan ve Türkmençay barış anlaşmalarının sonucuna göre şimdiki İran ve o zamanki Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarından tarihi topraklarımıza göç ettirilen Ermeniler bir anda kendilerini bu yerlerin “tarihi sakinleri” gibi göstermeye başladılar. Tarihi Karabağ ve Zengazur'da demografik durumun zorla değiştirilmesi, 1905 ve 1918 yıllarında Azerbaycanlı nüfusun kitlesel katliamları, 1918 yılında tarihi Azerbaycan topraklarında Ermenistan devletinin kurulması, İrevan şehrinin başkent olarak Ermenistan'a verilmesi, Zengazur'un Ermenilere verilmesi, 1948-1953 yıllarında yüz binlerce Azerbaycanlının ezelî vatanlarından deportasyonu gibi faktlar soykırım tarihinin trajik ve kanlı sayfalarıdır. Halkımız hain siyaseti bir de geçen asrın 90'lı yıllarında yaşamak zorunda kaldı. Yine de hamilerinin yardımından cesaret alan Ermeni milliyetçileri o zamanki SSCB yönetiminin tahrikiyle “Dağlık Karabağ”ı zorla Ermenistan'a birleştirmek için Azerbaycan'a karşı açık askeri tecavüze başladılar.

I. Karabağ savaşı sırasında menfur düşman kanlı cinayetlere imza atmakla bir kez daha niyetini ve karakterini sergiledi, 1992 yılının 25-26 Şubat tarihlerinde işlenen Hocalı soykırımı kendi gaddarlığına ve amansızlığına göre eşi benzeri görülmemiş kanlı bir eylemdi. Eminiyetle denilebilir ki, bu olay insanlık tarihinde kara bir leke olarak kalacaktır. Halkımıza karşı asırlar boyu uygulanan soykırım siyasetine tarihi değeri Umumî liderimiz Haydar Aliyev vermiştir. Şöyle ki, 1918 yılı soykırımı Ulu Önder'in 1998 yılı 26 Mart tarihli Fermanı'ndan sonra kendi hukuki-siyasi değerini almıştır. İşte o zamandan itibaren 31 Mart - Azerbaycanlıların Soykırımı Günü olarak devlet düzeyinde anılmaktadır. O gün dünya kamuoyunun dikkati bu trajediye çekilmektedir. Son dört yılda yaşanan olaylar, tarihi süreçlerin gidişatı Ermenistan devletinin ve onların hamilerinin saldırgan siyasetini iflasa mahkum etti. Muzaffer Ali Başkomutan Sayın İlham Aliyev tarafından uygulanan düşünülmüş, mantıklı, kararlı iç ve dış siyaset sonucunda bulunduğumuz bölgede yeni gerçeklikler oluştu. Tarihi adalet restore edildi. Azerbaycan tüm dünyaya siyasi, ekonomik ve gerçek milli birlik sergiledi.

Sayın İlham Aliyev'in liderliği altında Şanlı ordumuzun yiğitliği ve halkımızın birliği ile düşman 44 gün içinde diz çöktürüldü. Bir günden de az sürede toprak bütünlüğümüz restore edildi. Bugün halkımızda o kadar inanç var ki, ülkemiz bundan sonra tarihi topraklarımıza göz diken istenilen güce, halkımıza karşı yönelen tüm tehditlere karşı her zaman layıkıyla cevap vermeye hazırdır!.

Şafak Balaşova
Neftçala ilçesi